WEB_ZEMIN_fıltre_ORJ_.jpg

“Korktuğunuz şey aslında sınandığınız şey gibi bir şey oluyor.”

“Annem 40 yaşında çalışmaya başladı.”

“Ablamın kocası hiç çalışmadı, kız kardeşimin kocası da ne iş yaptıysa batırdı.”

“Kadın-erkek veyahut da çocuk-anne arasında doğru paylaşımlar yapılamıyor. Ne bileyim işte; ne oturup konuşmasını, ne sevişmesini, ne kavga etmesini bilen insanlarız. Bence hiç sevişmesini bilmeyen insanlarız, en büyük problemlerden biri o.”

“Kadınlar zaten mahallenin en güçlü karakterleri.”

“Sağlam durmaya çalıştıkça ezmeye çalışan çok oluyor tabii.”

“Dayanışma sadece kan bağı değil işte.”

“Öyle zamanlarda insanların birazcık kollanması iyi geliyor.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

10 Mart’ta Türkiye’deki ilk COVID-19 vakası resmi olarak açıklandı. Gerçi açıklama yapılmadan önce de vakaların görüldüğüne dair bir kanaat yaygındı çevremizde. Yine de resmî açıklamanın yapılmış olması farklı bir hava yarattı doğrusu. Sanırım salgın tehdidinin artık daha yakınımızda olduğunu hissetmeye başladık. En baskın duygu da galiba, salgının gerektiği gibi yönetilmeyeceği düşüncesinin yarattığı endişe. Öte yandan, bilmediğimiz, tanımadığımız bir virüs bu, bu yüzden de ürkütücü, birine bir şey bulaştıracağız tedirginliği de cabası. İşte bu görüşmeyi böyle bir ortamda, 12 Mart 2020’de gerçekleştirdik. Ama şunu da eklemem lazım; her ikimiz de olabildiğince tedbirli davranmaya çalıştıysak da, salgına dair daha tedirgin olan taraf bendim diye düşünüyorum. 

 

Görüştüğümüz yer tanışmamıza vesile olan arkadaşının evi, kendi mahallesindeyiz; sürekli girip çıktığı, aşina olduğu bir ev burası, rahat olduğunu düşündüm bu yüzden. Yalnız biraz zaman sıkıntımız vardı, işten izin alıp gelmişti ve doktor randevusuna yetişecekti. O yüzden istediği her şeyi anlatabildi mi, emin değilim.

 

Pek kronolojik ilerlemedi anlatısı. Ara ara benden soru sormamı istediği hissine kapıldım, bunu yapmaya çalıştım, yapmazsam saygısızlık olacakmış telaşına kapıldım ama ses kaydını dinleyince anladım ki, çoğu yerde acele etmişim, biraz daha beklemeliymişim; araya girmediğimde biraz es verse de sürdürmüş konuşmayı. Bunu, sonraki görüşmeler için kendime not olarak düşüyorum.

 

1978 doğumlu, hiç evlenmemiş, evlenmeyi de düşünmüyor. Orta halli bir ailenin çocuğu. Üç kız kardeşten ortanca olanı. Kendinden 8 yaş küçük kız kardeşinin bebekken kanser oluşu ve uzun, zahmetli tedavi süreci, onun çocukluğuna da damgasını vurmuş. Bu zorlu sürece önce tedavi masraflarının yükü, ardından da ülkedeki ekonomik krizlerin neden olduğu maddi darboğazlar eklenince pek de ‘oyun oynamalı’ bir çocukluk yaşamamış. Ablası da kendisi de erken yaşta çalışmaya başlamışlar; kendisinin çalışma hayatına başlama yaşı 12, okuldan çıkınca ablasının da çalıştığı kuaförde çalışmış yıllarca. Sonra da çocuk bakıcılığı yapmış. Lise mezunu, liseden sonra mesleki eğitime yönelmiş, şu an yapmaktan mutlu olduğu işi yapıyor, hatta artık eğitimini de vermeye başlayacaktı görüştüğümüz dönemde. 

 

Hep doğduğu, büyüdüğü mahallede yaşamış. Tam bir mahalle insanı. Anlatısına da oradan başladı, başka başka durakların ardından döndüğümüz yer de hep mahalle oldu. 

 

Görüşmemizden üç ay kadar sonra telefonla konuştuğumuzda pandemi dönemindeki kapanmanın birçok şeye dair daha detaylı düşünme fırsatı doğurduğunu, pandemi öncesi gündelik hayatın koşturmacası içinde durup kendine dair düşünme şansı bulamadığını fark ettiğini ve asıl şimdi görüşme yapmamız gerektiğini söyledi. Onun uygun vaktine göre bu görüşmeyi ayarlayabileceğimizi, haber vermesinin yeterli olduğunu ilettim. İsterse yeniden görüşme yapacağız.

 

Görüşme Aslı Takanay tarafından, 12.03.2020 tarihinde yapılmıştır.

Anahtar Kelime / Tag / Index

Bu görüşmeyi referans vermek için DOI

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook