“Bir mücadele süreci vardı, bu süreç içerisinde ‘Ben o işyerinde olmalıyım,’ dedim açıkçası. (…) Mücadelemiz hem erkeklere karşıydı hem işverene karşıydı, bayağı bayağı sıkıntılı süreçlerimiz oldu.”

“‘İlericiyiz,’ deseler de birçok yerde yine de kadına şöyle, “Sen bir dur! Sen bir geriden gel,” diyorlar. (…) Yani bir kadının daha ileride bir yerde olmasını çok istemiyorlar.”

“Bu eş, bu erkek karısını işe gönderirken, para kazanırken bir sıkıntı yok! Ama kendiyle alakalı bir eğitim vesaire bir şey olduğunda, bundan mahrum bırakıyor.”

“Doğuluyum ama bana Doğu’da da rahat yok.”

“O zamanki benle, şu anki ben arası dağlar kadar fark var. Daha güçlüyüz, yalnız olmadığımızı biliyoruz, sesimizi duyurabileceğimizi biliyoruz.”

“Hele ki bu iktidar döneminde daha fazla mücadele gerekli, daha fazla örgütlenme. Kadınların özellikle daha fazla örgütlenmesi gerekiyor, kenetlenmesi lazım.”

“Böyle bir ortamda ‘Umut,’ diyoruz, bir yerde böyle tam düşecek gibi oluyorsun ama bir yerden yine bir kadın hareketi görüyorsun, bir oluşum görüp yine cesaretleniyorsun."

“İnsanlarda dediğim gibi korku var, cidden büyük bir korku var. Ama bu korku büyük bir cesarete de dönüşebilir, bir fitili de ateşleyebilir.”

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

Dersim’in bir köyünde 1985 yılında doğmuş. Alevi. Evli, görüşme yaptığımız tarihte anne babasının evindeydi. Bir erkek kardeşi var. Zor şartlarda geçen bir çocukluğu olmuş, çocukluğu boyunca kısa aralıklarla farklı kentlere göç etmişler. İlk göçün sebebi ekonomik, ikincisinin sebebi anne babasının boşanması, üçüncüsünün ayrımcılık, Sivas Katliamı sonrası. 

Sıklıkla gerçekleşen bu zorunlu yer değiştirmelere rağmen okul sevdiği bir yer olmuş, bilhassa ona destek olan öğretmenleri sayesinde. Ama ayrımcılığa da uğramış okul hayatında. Ön lisans mezunu. 2000’li yılların hemen başlarında eğitim sistemindeki değişiklik istemediği bir bölümde okumasına ve aldığı eğitimle bağlantısı olmayan bir işte çalışmaya başlamasına neden olmuş.

 

Neredeyse çalışmaya başlamasıyla eş zamanlı bir biçimde sendikal harekete dahil olmuş. Erkek yoğun bir sektörde, kadın çalışanların ağırlıkta olduğu bir işyerinde çalışıyor, oradaki işyeri temsilcilerinden biri. Anlatısı doğal olarak sendikal mücadele alanında kadınların büyük bir dirençle sürdürdüğü hak mücadelesine ilişkin önemli notlar, yaşanmışlıklar içeriyor. AT_İstanbul_08’deki görüşmecinin de belirttiği gibi kadınların sadece işverene karşı değil, aynı zamanda birlikte çalıştıkları ve/ya sendikal hareket içinde yer alan erkeklere karşı da mücadele vermek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Ve de yılmadıklarını. Ülkenin genel durumuna dair konuşurken karamsarlaşan sesi, sözü, işyerinde ve sendikal alanda kadınların emek emek ördükleri mücadele sonucunda elde ettikleri kazanımlardan bahsederken canlanıyor, güçleniyor her seferinde. Bunlar benim için de güçlendirici oldu.

Bazı görüşmelerde bir ân geliyor; görüşmecinin anlatısı bahsetmeyi hiç planlamadığı duraklara yöneliyor birden, bunu hissedebiliyorum, sonrasında kendileri de ifade ediyor zaten. Bazen bu anlatılanlar yaşanmış ama çeşitli nedenlerle kimseye anlatılmamış şeyler oluyor. Hatta kendileriyle bile artık pek konuşmadıkları, belki de konuşmamaya çalıştıkları şeyler. Zor ve ağır şeyler. Bu görüşmede de böyle bir ân yaşadık. Konuyla ilgili dolaylı ya da doğrudan herhangi bir soru sormamış olmama rağmen birden görüşmecinin anlatısına sızdı küçük yaşlarda yaşadığı taciz vakaları. Görüşmemizin yegâne zor ânıydı benim açımdan. Ara verebileceğimizi ya da konuyu değiştirebileceğimizi söyledim. Devam etmek ve anlatmak istedi. Dinledim. Birlikte kurduğumuz güvenli alanların, o güvenli alanlarda birbirimizi duymanın ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm tekrar. İyi ki varız.

 

Görüşme 02.09.2020 tarihinde Aslı Takanay tarafından yapılmıştır.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook