top of page

“Devlet eşittir baba, baba eşittir devlet. Bizim zaten ailemizde babam devletti. Biz babamı aştıktan sonra hiçbir şeyin bizi yere çalamayacağını düşündük.”

“O kapıdan annemin arkasından çıkıp gitmeseydim başka biri olacağıma inanıyorum. Çünkü çok zordu, aşırı zordu yani.”

“O 16 kere alınmış, ben 17 kere alınmışım, şey demişti, “Bizi kaybedecekler.” Sonra onu kaybettiler mesela.”

“Kadın arkadaşlığı denen şeyi biz içeride keşfettik ve inandık.”

“Bir erkek çocuk yetiştiriyorum. O da çok kolay bir şey değil. Onun bütün hatalarından mesulüm. Onun insanlığına kefil olmak istiyorum.”

“Hayatın küçük insani şeylerin yüzü suyu hürmetine döndüğünü, içimizi o küçük insani şeylerin ısıttığını, bütün bunların olmaksızın siyasetin de hiçbir işe yaramayacağını, bizim düşündüğümüz dünyayı kurmaya yetmeyeceğini düşünüyorum.”

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

İstanbul’a göç eden Karadeniz kökenli bir ailede 1973’te doğuyor. Kendinden küçük iki kardeşi var, biri kız biri erkek. Erkek en küçükleri. Kız kardeşiyle yaş ve yaşama dair tercihleri bakımından yakınlar, erkek kardeşiyle fark var arada. Kız kardeşi hem kardeşi hem sırdaşı hem yoldaşı. 

Baba marangoz, dindar, anne ev kadını, “kendine ait olmayan bir hayatın içinde yaşadığının çok net farkında” olan bir kadın. “Oldurulamayan” bir ilişkisi var anneyle babanın, epeyce bir süre görüşmeci üzerinden çözmeye çalışmışlar sorunlarını. Annesinin babasıyla mücadelesi sürüyor.

Baba okumasını istemiyor, bu yüzden kolay olmuyor öğrenime devam etmek. Liseye gidebilmesi için başörtü şartı getiriliyor, evden çıkarken takıp durağa varınca çıkardığı, çantasında taşıdığı bir şey oluyor başörtü. Lisede politikleşiyor ve örgütleniyor. Birçok kez gözaltına alınıyor, işkenceden geçiyor, üç kere de tutuklanıyor, üçüncü tutukluluğu on yıl sürüyor, “hayatı tanımadan içeri girdik,” diyor.

31 yaşında çıkıyor ‘dışarı’, zaman alıyor “hayata başlayabilmesi,” hayata başlayabilenlerden biri. Yazıyla çiziyle, kitaplarla haşır neşir şimdilerde. “İnsanlığına kefil olmak” istediği bir oğul büyütüyor, evli. Hiçbir ‘fazla’ cezbetmiyor onu. Olabildiğince yalın yaşamaktan yana.

İçeriye, dışarıya, düne, bugüne, yarına, insana, insanlığa, kadına, kadınlığa, sisteme, yaşama, gitmeye, kalmaya ve dahasına dair hem bir solukta hem de dura düşüne okuyacağınız hikâyeler anlattı bize. Büyük şeyleri büyütmeden. Sorularıyla, sorgulamalarıyla.

Gayrettepe’deki o evlerde yaşayanları ben de merak ediyorum artık.

Anahtar Kelime / Tag / Index

Bu görüşmeyi referans vermek için DOI

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
bottom of page