WEB_ZEMIN_fıltre_ORJ_.jpg

“Bizim dünyamız da okulun sınırları kadardı, Türkçemiz de okulun sınırları içindeki Türkçe kadardı.”

“İlkokul 4’e kadarki sürecimi hiç hatırlamıyorum. Oysa hafızam çok iyidir üç yaşımdan itibaren hatırlıyorum. Türkçe öğrenmeye başladığım dönemi hiç hatırlamıyorum”

“80 dönemini biz aile olarak bire bir yaşadık”

“Her mevsimimiz bizim oyun alanımızdı”

“Çocuk bizde doğunca büyüktür aslında. Bizde bir bebeklik var, geri kalanı büyüklük.”

“Ben hep söylüyorum, 10 sene minimum kız çocuğu, kadın olmaktan, en az 10 sene, belki de 20 sene Kürt olmaktan hep eksi gitti; hiç o boşluğu doldurabilecek bir şey olmadı.”

“Ana kaynakçanın kadınlarda çok güçlü olduğunu görüyordum.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1974 yılında Siirt’in bir köyünde dünyaya geliyor. 5 kız 5 erkek kardeşler. Köyde büyüyen çocuklar olarak hep doğa ile iç içeler ve tabi büyüklerin anlatıları, klamları, destanları ve kasideleriyle büyüyorlar. Hafızanın doğal ve doğrudan aktarımı olduğunu söylüyor. Otlar, hayvanlar, peynir yapma, nakış dikiş, her şeyi öğreniyorlar, 12 -13 yaşına kadar. Böylece çocuklar, kendilerine yetebilecek bir yaşamı öğreniyor. Daha dolu, daha yaşantı yüklü bir hayat diye tanımlıyor. Biz 10 kardeş birbirimizin her şeyiyiz diyor.

Köyünden ortaokula gidebilen ilk kız.

80 darbesinin etkisini aile olarak ağır yaşıyorlar. 1986 da baskılar çok artıyor. Sürekli annesini, babasını hatta 90 yaşında nenesini alıyorlar, ablalarını almaya başlıyorlar abinin teslim olması için. Ve aile için sürgün kararı çıkıyor. Sonunda ablaları İstanbul’a gönderiyorlar. Bir anda evin annesi oluyor. Ortaokuldan sonra o da İstanbul’a gidiyor. Okumak da istediği için İstanbul’a gitmek istiyor. 90larda bir tek anne babası kalıyor baskıya rağmen. Babası, “isterseniz beni de yakın köyümden çıkmam” diyor.

Liseyi üniversiteyi İstanbul’da okuyor. Kendi başına eve çıkıyor bu tabi aile için kabul etmesi zor bir durum ama ben birey olarak yaşamak istiyorum, diyor, ısrar ediyor ve sonunda herkesi ikna ediyor

1988 yılında İstanbul’da liseye kaydolması bile bir olay oluyor. “Bir buhrandan çıkıp milliyetçiliğin alasını” yaşadığını aktarıyor. Türkçesinin az olması engel olarak önüne konuyor. Hem sistemle, müdürle hem de aileyle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Köyü doğal yaşamı sevmekle beraber sadece biyolojik bir devri daimin bir parçası olmak istemiyor insan olarak üretebilmek, yaşamı anlamı kılmak, dünyayı kavramak için okumayı bir anahtar olarak görüyor. Ortaokuldan itibaren böyle düşünüyor. Kendini kendi için donatmak, onun için önemli. Önce birey olmak, birey olmanın misyonunu iyi taşımak, anlamlı kılmak bunun da bir görev olması gerektiğini düşünüyor.

Bölge için çok önemli bir derlemeci ve müzeci. Kültürel pratikleri, kadınları kadınların günlük hayatlarını, nesilden nesile aktarılan sözlü tarihi ve bilgileri aynı zamanda 200 yıllık Kürt müziğinin derlemelerini gerçekleştiriyor. Halen saha çalışmalarına devam ediyor.

Online görüşmemizi çalışma odasından yaptık. Dikiş makinası, kardeşinin seramikleri, ses derlemeleri için müzik kayıt araç gereçleri, bilgisayarı vardı. Arada çocuklar girip çıktı. Zaten annesi rahatsız olduğu ve çocuklar olduğu için çok meşguldü; zamanı zor ayarlamıştık.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook