“Aslında çekinilecek, utanılacak bir hikâyesi yoktur hiç kimsenin. Ne yaşanırsa yaşansın; hikâyemiz ne olursa olsun, o bizi biz yapandır.”

“Geriye dönüp baktığınızda o birlikte büyümüşlük, o kız arkadaşlığı ilişkisinin her şeyin önünde olduğunu düşünüyorum.”

“Bu topluma doğmuş bir kadınsınız, size biçilmiş bir rol var. Sizi önceden tanımlayan, sınırlayan bir şeyler var.”

“Devlet okullarının çeşitli kademelerinde çalışmak bir zenginlikti.”

“Ben kadınlardan umutluyum ya. Yine de bir değişim olacaksa kadınlarla olacağına inanıyorum.”

“Bu hayatta en çok istediğim şey kızlarımın çok sağlam durması. Bir evliliğe, bir yaşam biçimine, bir çalışma ortamına kendini zorunlu görmesinler. Kendi değerleriyle mutlu olarak var olsunlar.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1968 Tunceli doğumlu. Aydın ve ileri görüşlü, Alevi bir ailenin çocuğu olduğunu belirtiyor. Ebeveynleri dağ köyünün kısıtlı ve zorlu şartlarından ve yakın mesafede gidip gelinebilecek bir okul olmadığından üç çocuklarını da farklı farklı yerlerde yatılı okula veriyorlar.

İlkokuldan itibaren başlayan yatılı okul deneyimini olumlu duygularla hatırlıyor. Öğretmenlerinin çocuklara anne babalık ettiğini anlatıyor. İnsanlar arasında etnik ya da mezhepsel ayrımların Trabzon’da ortaokul ve lisede devam ettiği yatılı öğretmen okulunda ilk kez farkına vardığını anlatıyor. 12 Eylül sonrası yatılı okullarda ayrı sınıfların açıldığını anlatıyor. Ancak sağlam temellerin atıldığı, insanın ve değerlerin temele alındığı bir çocukluk döneminin kendini güçlü kıldığını belirtiyor. Babası ve ağabeyi 12 Mart sürecinde hapis yatmış, bedel ödemiş bir aileden geldiğini, bu ailenin çocuklarının okumasını öncelediğini ve desteklediğini anlatıyor. Ailenin çocuklarına ve çocuklarının kararlarına duyduğu güvenin öneminden bahsediyor.

30 yıllık öğretmenlik hayatında da sendikal mücadelenin, okulda ve sendikada kadın mücadelesinin içinde olmuş. Son beş yıldır görev yaptığı özel okul koşulları, emeğin sömürüsü ve değersizleşmesi süreci onu çokça yaralamış ve yormuş. Emekli olduktan sonra özel okulda çalışmasının zorunlu olduğunu, eşinin KHKlı olduğunu anlatıyor. İşte bu durum onu, onca yıllık deneyimin sonunda karşılaştığı haksızlık ve sömürü koşullarına ses çıkaramayarak devam etmeye zorlamış ve buna ona çok zor gelmiş. Devlet okullarının çeşitli kademelerinde çalışmayı ise bir zenginlik olarak niteliyor.

2002’den beri yaşadığı Antep’te sosyal yaşamı belli bir memur kesiminin içinden dışarı bakarak gözlemliyor. Kozmopolit ve çeşitlenen bir sosyal yapının, çok da fazla birbirine değmeden var olduğundan bahsediyor. Antep'i Türkiye’nin bir prototipi olarak tanımlıyor. Bu prototip içinde çok zenginle çok yoksul arasında büyük bir uçurum sözkonusu. Antep’in kenar mahallelerinden merkezine pek çok okulda görev yapmış. Bu durumu veliler aracılığıyla gözlemleme imkanı bulmuş.

İki genç kız yetiştiriyor. Kızlarının sağlam, bağımsız, kararlarını kendileri alıp uygulayabilen, kendi değerleriyle var olabilen mutlu bireyler olması en büyük isteği.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook