“O süreçte yaşananlar kadınları çok fazla yalnızlaştırdı. Yine biz kadınlar birbirimizin yurdu olduk. Yine biz kadınlar birbirimize kol kanat gerdik.”

“Evet kadınlara dokunuyorum ama ben de aslında o travmaya maruz kalmışım ve farkında değilim. … Kendimi iyileştirirken yine travmamı yeniliyorum galiba.”

“Kız çocuklarının eğitimine, benim babam, belki bizden daha çok önem gösteriyordu, içinde bulunduğu toplumsal şartların koşullarını da bilerek.”

“İçinde bulunduğumuz ataerkil yapının, biz kadınlar olarak sosyolojiyi seçmemizdeki en büyük etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum.”

“Bizler bilinçlendikçe eril system sarsılıyor.”

“Bir çok STK bölgeye geldi. Birçok kurum ve kuruluş bölgeye geldi, çatışma ve sokağa çıkma yasaklarından sonra çalışmalar yürütmek ve raporlar tutmak için. Ama, buraya gelenlerin hiçbiri aslında o süreçte kadınların ne hissettiğine dokunmadı ve yaşananlar teknik bir tahribat olarak görüldü.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1988 Diyarbakır Bismil doğumlu. Anne ve babasının en küçük çocuğundan bir büyüğü. En büyük ve tanıyamadıkları kardeşinin kaza sonucu ölümü (aslında toplumsal koşullar ve gelenekler yüzünden çocuğuna büyükleri yanında sarılamayan ona dokunamayan babanın bizzat tanık olduğu bir kaza) babasının çocuklarına olan tavrının kökten değişimine neden olmuş. Çocuklarına karşı şefkatli, onları önemseyen, değer veren, destekleyen, ön açan, özgürlükçü bir ebeveyn olarak anıyor babasını. Çok yakın bir süreçte babasını kaybetmiş ve yası halen sürüyor.

Kardeşlerin tamamı kız veya erkek fark etmeksizin okumaya teşvik edilmiş. 90’ların çatışmalı ortamından korunmaları için ilçeye yollanmışlar ve daha güvenli bir ortamda okumaları için her türlü destek sağlanmaya çalışılmış. 

Ancak mahallede, komşularda,akrabalarında içinde yaşadığı toplumdaki baskın eril yapıyı gözlemlemiş, tanık olmuş. Üniversitede sosyoloji okumuş. Bu seçiminde, kadınların özellikle sosyolojiyi seçen kadınların seçiminde bu eril sistemi değiştirme arzusunun bir etken olduğunu düşünüyor.

Babası dindar bir insan, hacca gitmiş. Ama hane içinde asla zorlama olmamış. Babası okuyan bir insan. Sadece Kuran değil, İncil ve Tevrat da okuyan bir insan. İnancı da özgürlükçü. 

Diyarbakır Belediyesinde KAM’da (Kadın Çalışmaları Merkezi’nde) sosyolog olarak çalışmaya başlıyor. Sahada pek çok kadınla eviçi şiddet gibi konularda danışmanlık yaparak çalışıyor. 2013’ten itibaren önce daha iyi adımlar ve gelişmelere tanık oluyor, ancak sırasıyla 2015 sonrası etkileri, Diyarbakır'da şehir merkezine inen çatışmalı ortamı, bunun kadınlar üzerindeki etkilerini, kent ve mekanın değişimini, yerinden edilmeleri birebir tanığı olarak yaşıyor. İşten iki kez atılıyor, kayyum süreçlerinde. İlkinde açtığı davayı kazanarak geri dönüyor. İkinci kayyum sonrası süreç ve işe iade davası halen devam ediyor. 

Sosyoloji alanında yüksek lisansa başlıyor. O dönem asker-militarist cinsiyetçi duvar yazıları üzerine tez çalışmasını yürütmekte. Ancak tez yazma sürecinin ve Tihv bünyesindeki iyileşme çabalarının kendisinde hem bir iyileşmeye yol açtığını hem de travmalarını tetiklediğini ifade ediyor.

Her şeye rağmen umutlu. Bu genç yaşında yaşadığı ve tanık olduklarının değişebileceğine, daha iyiye gideceğine dair inancını koruyor. Okumalarına ve yazmalarına devam ediyor. Bunun için mücadele etmek gerektiğine inanıyor. Kadınların mücadelesinin ve dönüştürücü gücünün yaşayarak ve görerek farkında.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook