“Anne babaya iyi evlat, kocaya iyi bir eş, kayınvalideye iyi bir gelin olmak… ve iyi bir öğretmen olmak, asıl oydu.”

“Hani mahalle baskısı denir ya, onu yaşadım…evlenmeden önce, mezun olup, İstanbul’a gelince. O çok zoruma gitmişti.”

“Ben maaşımı bir yıl kadar kayınvalideme verdim.”

“Her şeyin faturası kadına çıkarılıyor ya, kendi verdiğimiz kararın faturası da…”

“Çok doğru bir meslek seçtiğime inanıyorum, çok seviyorum çocukları.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

Görüşülen, Kırklareli 1954 doğumlu. Beş çocuklu bir çiftçi ailesinin çocuğu. Aydın bir aile. Tipik Trakyalı, açık görüşlü, paylaşımcı ve sevecen bir ortamda mutlu bir çocukluk geçiriyor. Komşuluk ilişkileri, sosyal çevre sarıp sarmalayan ve renkli bir çevre. Çocuklar ve gençler okumaya özendiriliyor. Destekleniyor. 

Öğretmen olmayı çok istemiş ve kendi kasabasından pek çok genç gibi civar illerde yatılı lisede okuyarak sınıf öğretmeni olmuş. Mesleğini çok sevmiş, benimsemiş ve adanmış bir öğretmen. Çocukları hep çok sevmiş, hâlâ çok seviyor. 

Sorumluluk sahibi. Aydınlanmacı kültürün tüm ögelerini benimsemiş. Hep iyi bir evlat, iyi bir eş, anne ve kendi deyişiyle en önemlisi iyi bir öğretmen olmaya çalışmış.

Erken bir evlilik, kadın ve çalışan bir kadın olmanın zorluklarını da severek ve yüksünmeyerek üstlenmiş. İki erkek çocuk büyütmüş. Bu esnada hep çalışkan ve idealleri olan bir öğretmen olmuş. Atatürkçü, idealist bir öğretmen. Bu anlamda MEB içinde ve sonrasında özel okul deneyiminde meslektaşlar ve idareciler bağlamında ilişkilerin ve iktidarın dönüşümüne tanıklık etmiş. İyi bir öğretmen olma çabası içinde siyaseten çok aktif bir katılımı olmamakla birlikte elbette bu siyasi iklime tanıklık düzeyinde de olsa katılımı mevcut. 

Eşini seviyor ve sayıyor. Dönemin elverdiği ölçüde hayatı ortak paylaştıklarını düşünüyor. Ancak yıllar sonra yaş alıp sağlık sorunları (hem aile fertlerinin hem kendilerinin) baş gösterdiğinde onca yılın emeğinin kendisi açısından birebir karşılığını bulamadığını da itiraf ediyor. Yalnızlaştığını, yalnız kaldığını gördüğü noktada bir kadın olarak “ben kimim” sorusunu sorduğunu, ilk defa kendine döndüğünü görüyoruz.

Anlatısı 70’lerden günümüze çalışan ve bugün emekli olan bir kadın olarak ülkenin batısında ve İstanbul gibi kozmopolit bir kentin varoş okullarında ve muhitlerinde hem mesleki hem de kadın olarak kimliğini belli bir çerçevede (Atatürkçü-Cumhuriyetçi) yapılandırmaya bir örnek teşkil ediyor. Bu anlamda orta-sınıf, eğitimli ve belli bir ideale bağlı bir kadın tipolojisinden söz edilebilir. Güleryüzlü, şık, bakımlı, sıcak ve yumuşak bir kadın, ancak öğretmenlikle ilgili konuşurken ses tonunun ve yüz ifadesinin daha net ve kararlı bir hâle büründüğünü söyleyebiliriz. Çalışkanlık ve yüksek sorumluluk duygusu onu tanımlayan nitelikler.

Bugünün Türkiyesi ona çok umutvar görünmüyor. Ancak şu an üniversite öğrencisi olan bir torunundan bahsederken ve onun farklı olduğunu söylerken gözleri yine de umutla parlıyor. 

Görüşmeyi umuma açık bir mekanda gerçekleştirdik. Ortam oldukça gürültülüydü. Müzik ve gitgide artan bir kalabalık sözkonusuydu. Yine de 1,5 saat boyunca, yorulana kadar büyük bir samimiyet ve odaklılıkla hikâyesini bizlere aktardı.

Anahtar Kelime / Tag / Index

Bu görüşmeyi referans vermek için DOI

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook