top of page

“Ne para ne pul, hiçbir şey istemiyorum. Huzur istiyorum sadece.”

“Ben mum gibiydim yani, koket, kutu bebeği gibi yapardı beni, çok güzel giydirirdi. O konuda hiçbir sıkıntım olmadı, giyim kuşam, gezmek tozmak. Her şey çok güzeldi ama hep çok eksikti.”

“O güne kadar dayak yemeye devam ediyorum hâlâ, yani üniversitedeyim ve dayak yiyorum.”

“Bu travmayı da böyle atlattık. Biz ama neler atlattık. İnsanlar bizi hep şey zannediyor, işte, çok güzel bir aile falan, her şeyleri var…”

“Teyzem bir kız çocuğu büyüttü, annesine babasına baktı. Çok cefakâr olup da şen şakrak olan o, ama varlık içinde herkese bu mutsuzluğu yaşatan da annemdi.”

“Ben de daha ne istediğini bilen ve bunu söyleyebilen bir insan olarak yetişebilirdim diye düşünüyorum, yani korkmadan, korkutulmadan.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1972 Ankara doğumlu. Tek çocuk. 1 yaşındayken, futbolcu olan babası annesini terk etmiş. Biyolojik babasını hiç tanımamış. Tatbiki Seramik mezunu olan annesiyle annesinin Kültür Bakanlığında çalışması dolayısıyla bir süre daha Ankara’da yaşamış.

Sonra annesi ikinci evliliğini yapınca İstanbul’a taşınıyorlar. Annesinin ikinci evliliğini yaptığı insanı çok seviyor. Asıl “baba” olarak o insanı nitelendiriyor. Kendisini büyüten, sevgi ve karşılıklı saygı duyduğu bir baba-kız ilişkisi yaşıyor. Üniversitenin ilk yıllarında kalp krizi sonucu vefatından beri onu sevgi, özlem ve saygıyla anıyor. 

Ancak frapan ve lükse düşkün bir annesi var. Otoriter ve şiddet uygulayan bir anne. Çok küçük yaşlarından üniversitenin ilk yıllarına kadar annesinden şiddet görüyor. O derece bir şiddet ki, bu küçükken başladığı konservatuarda da hocaları tarafından da fark edilebilen fiziksel tezahürlere yol açan bir şiddet. Maddi anlamda bir sıkıntı yok, dışarıdan ideal görünen bir yaşam içinde yalnız ve eksiklik duygusunun hep olduğu bir çocukluk. Çok iyi giydiriliyor. Kendisi “mum gibi” diye nitelendiriyor. Her şey güzel ama hep eksik. Sessiz ve çekingen bir çocuk. Okulda bildiği şeye parmak kaldırmaya çekinen bir çocuk. 

Küçük yaşlarında piyano çalmaya başlıyor. Konservatuar piyano bölümüne devam ediyor ve üniversitede güzel sanatlara piyano sınavıyla girerek daha sonra kendi isteğiyle tekstil/tasarıma geçiyor. 

Evden, evdeki şiddet ve kaos ortamından uzaklaşabilmek kaygısıyla ve babasının da artık dayanamayarak anneyi terk etmesiyle, bir anda karar verip evlendiği ancak aileden gizlediği genç adamın (anneannesinin) yanına taşınıyor ilkin, sonra da onun peşinden İran’a gidiyor. Bu sırada babasının ölüm haberini alıyor. Aylar sonra Tr ye ve okula dönüyor. Çok ani bir kararla başlayan gençlik evliliği sona eriyor. 

Yetişkin döneminde de anneyle gel-gitli ilişkisi devam ediyor. Zaman zaman barışarak çokça küs geçirerek. Düzenli ve para kazanabileceği bir iş bulana kadar geçen zamanda bocaladığı, evsiz kalıp arkadaşına sığındığı, zor bir sevgililiğin gelgitlerinin ardından bu sevgilinin ona desteğiyle düzenli bir işe başladığı döneme dek farklı işlere girip çıkıyor. Sonra reklam sektöründe tasarımcı olarak iyi ve büyük şirketlerde çalışıyor. İyi para kazanıyor. Ama harcıyor da. Çünkü, kendisinin parayla ilişkisi hiçbir zaman istikrarlı değil. Parayla işi yok daha doğrusu. Çok para ya da maddiyat onun için önemli değil, bunun annesinin tersine savrulmakla alakalı olduğunu düşünüyor.

Daha sonra bugün lise çağında olan kızının babasıyla tanışıyor. 2000’lerin den bugüne süren yine çok zorlu ve gelgitli olan bu süreç (sevgililik, şiddet, çocuğunun babasının şizofren teşhisi konmuş olması, zorlu bir boşanma süreci) onu maddi ve manevi olarak çok yıpratıyor. Boşandıktan sonra da para kazanma ve çalışma gailesi, çocuğunu annesinin onu büyüttüğünden farklı büyütme çabası… Annesi ne kadar otoriterse, o da bir o kadar tam tersi. Bunun kitabı kuralı olmadığını düşünüyor. Elyordamıyla, spontan, gözleyerek, bularak annelikle ilişkilendiğini anlatıyor. 

Hayvanlar hayatında çok önemli bir yer tutuyor. Hayvanlar ve acz içindeki insanlar. Çok yumuşak ve merhametli bir yürek, iyi insan. Bunca zorluğun ardından geldiği noktada görüşmeyi yapan olarak benim gördüğüm onun kendi hakkında düşündüğünün aksine pırıl pırıl olduğu. Çok yetenekli, akıllı, pırıl pırıl ama fazlasıyla alçakgönüllü, kendine gerekenden çok ama çok daha az değer veren bir kadın. Hayvanlarla olan ilişkisinin ve kızının yetişkinliğe adım atmasının yanı sıra kadın dayanışmasının ve kadın arkadaşlığının ona gereken motivasyonu ve umudu tekrar kazandıracağını umut ediyorum.

Anahtar Kelime / Tag / Index

Bu görüşmeyi referans vermek için DOI

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
bottom of page