WEB_ZEMIN_fıltre_ORJ_.jpg

“78, 79 yıllarında toplum dünyaya ve politikaya, dünyayı değiştirme politikasına bu kadar ilgiliydi. (…) Umut veriyordu bizim için.”

“Belki muhafazakârlığımız, o günlerin solun muhafazakârlığı buradan başlar. Çünkü toplumun kutsallarına saygı göstermeye çalışarak onlarla bütünleşmeye çalıştık.”

“O kadarını yıkabilme gücünde değildik. Ancak sokağa kendimizi atma gücündeydik kadınlar olarak. Onu başarmak bile çok önemli bir şeydi.”

“Erkek arkadaşlarımızla evet, aşklarımız oldu. Ama platonikti. Birbirimizle konuşulmamış aşklardı. Aşklar kelimelerle anlatılmayan, noktalar ve virgüllerle anlatılan hikâyelerdi.”

“Mektup, görüş yasağı demek bizi mezara kapatmak demekti. Çünkü dışarıyla tek bağımız mektup ve görüştü.”

“Biz onla can-ciğer olduk. Ben ona canım derdim, o bana ciğerim derdi. İyi zamanlardı… Kötü zamanlardı… Sonra 2009’da kaybettik.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1960 Antep doğumlu. Hem anne hem baba tarafından refah içinde yaşayan bir aile içinde ekonomik açıdan zorluk çekmeden geçen keyifli ve canlı bir çocukluk. CHP’li, ancak içinde yaşanan toplumsal yapının kültürel anlamdaki muhafazakâr değerlerini taşıyan bir aile. Bu yüzden mesela kız çocukları okumaya teşvik ediliyor, ama kız lisesinde.

Lise yıllarında okumaları ve köy enstitülü öğretmenler sayesinde ve dönemin dinamik politik atmosferi içinde politikleşiyor. Mahalle çalışmaları sırasında halk eğitim merkezinde kadınlara okuma yazma, biçki dikiş kursu verirken yoksullukla tanışıyor, bu onu kendi deyişiyle özgürleştiriyor. Yerel kadın derneğinde de sosyalist bir genç kadın olarak çalışıyor. Üniversiteyi kazanıyor, ancak İletişim Fak. Ailesi yine dönemin siyasi atmosferinden etkilenerek, biraz da koruma güdüsüyle o bölümde okumasını istemiyor. Eğitim Enstitüsüne kaydoluyor. Ancak siyasi faaliyetlerle daha ilgili olduğundan devam etmiyor. Tekrar sınava giriyor. ODTÜ Gıda Mühendisliği’ni kazanıyor. Fakat bu sefer de 12 Eylül patlak veriyor. Arananlar listesinde. Kısa bir süre sonra da yakalanıyor ve üniversite hayatı hiç başlayamıyor. 

İlkin 6 aylık bir hapis dönemi sözkonusu. Daha 17-18 yaşlarındayken adli kadın mahkumların da olduğu Antep’teki hapishane hayatında pek çok kadınlık durumuna tanık oluyor. Daha sonra hayatı boyunca devrimci mücadeleyi hiç bırakmadığı için 12 Eylül'ün hemen ardından 5 yıllık ikinci hapis döneminde Malatya ve Bartın hapishanelerinde işkenceyi ve siyasi mahkum kadınların hapishane direnişlerini yaşıyor. Bu dönemleri pek çok yaşanmış anekdotlarla bezeyerek kâh gülerek kâh gözleri dolarak ama hep güçlü bir tonda anlatıyor. 

İkinci hapis sürecinden sonra hayat arkadaşı, eşiyle tanışıyor ve bir buçuk yıl aynı evde yaşamayı denedikten sonra evleniyorlar. Böylelikle ailenin istediğini yapmış oluyorlar, ama hiçbir beklenti ve kaideye uymadan sade bir şekilde evleniyorlar. Boşanma hakkının kadın için ne kadar önemli bir mesele olduğunun altını çiziyor. Bunu Lenin’in ulusların kendi kaderini tayin hakkı ile benzeştirerek anlatıyor. Eşit ve sevgi temelli bir birliktelik. Aynı zamanda birlikte devrimci mücadeleye devam ediyorlar. İkisi de kaçak konumdayken bir çocukları oluyor.

Kaçaklıktan kaynaklı doğumu eşi evde yaptırıyor ona. Sonra birlikte yakalanıyorlar ve bir hapishane süreci daha. Yine sorgu, işkence… Bu hapishane dönemini de 90’ların yine siyaseten çok zorlu bir döneminden anekdotlar ve gözlemlerle anlatıyor. İlk duruşmada tahliye ve beraat.

Daha sonra eşinin sağlık sorunları. Yurtdışı süreçleri. Eşine Hamburg’da karaciğer nakli yapılıyor, eşine karaciğerini veriyor. Bu zor zamanları, oturum alma zorluklarını, gidiş gelişleri, hastane süreçlerini aktarıyor. Zor zamanlar geçiriyorlar ve eşini kaybediyor. 

Bundan sonrası kadın olarak tam anlamıyla bir tek başınalık deneyimi. Pazarcılık yapıyor. Yine hep olduğu gibi kimseye dayanmadan tek başına hayatta kalma mücadelesi. Kızını büyütüyor. Doğru olduğuna inandığı mücadele alanlarında mücadelesini sürdürüyor. 80’lerin sonunda başlayan kadın hareketi içinde de en başından beri yer almış ve almaya devam ediyor. Çok güçlü, pozitif ve samimi. Bu gücünün mutlu, keyifli ve büyük aile ortamında geçen o ilk çocukluğundan geldiğini ifade ediyor. 

Yüz yüze görüştük. Çok merak ettiğim 70’lerin sonu, 80’ler ve az çok kendimin de tanık olduğum 90’lar ve sonrası mücadeleye, kadın mücadelesinin sosyalist mücadeleden bağımsızlaşan o ilk nüvelerine ve ilk deneyimlerine ışık tutan bir görüşme oldu benim açımdan.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook