“Okulun yarısı kız, yarısı erkek. Ama kütüphane erkekler bölümünde ve biz izin kağıdı almadan kütüphaneye gidemiyoruz, çünkü erkekler var orada.”

“Ortaokulu bitirdim, liseyi bitirdim. Hep İzmir’de, hep yürüyüş mesafesinde okul eve. Yani çok uzağa gidemiyoruz, ipler kısa.”

“Okumuşsun bilmem ne, hani iyi de bir aileden geldiğine inanıyorsun, ama susuyorsun.”

“Maddi olarak bağlı olmamak çok önemli bir şeymiş gerçekten, hani az para kazan, ama kendi paran oldu mu, o kişiye bağlı olmadan yaşamak bir bakıma rahat.”

“Bazen sorguluyorum, bu da niye böyle, yani güçlü olmak için illa erkek gibi mi olmak lazım?”

“Kadınlar, hep kadınlar. Kendini geliştiren, okuyan, konuşan hep kadınlar. Biraz psikodrama, biraz psikoterapi gibi oluyor kitap kulübü, renkli oluyor.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1965 İzmir doğumlu. İki erkek kardeşi var, üç çocuğun en büyüğü. Çocukken çok yaramaz bir çocuk olduğunu hatırlıyor. Belki bugün olsa hiperaktif denebilecek bir çocukluk. Okulda da konuşkan, hareketli, yaramaz ama başarılı bir öğrenci. 

Okulları hep yürüme mesafesinde olmuş. “İpler kısaydı” diyerek  ve hicvederek anlatıyor. Ortaokul ve liseyi kız ve erkek ayrı olan bir kolejde okumuş. O günlerdeki bu cinsiyet temelli ayrıştırılmayı ve baskıyı bugüne olan etkisini yeniden değerlendirerek anımsıyor. Belki bu kadar ayrım ve baskı olmasaydı hayatta daha özgür seçimlerin olabileceğini düşünüyor.

Üniversitede yine İzmir’de ancak bir nebze olsun özgürleşerek okuyor. Mühendislik okuyor. O sırada nişanlanıp ayrılıyor. Okul bittikten sonra mühendis olarak ilaç sektöründe çalışırken ara verip İngiltere’ye dil öğrenmeye gidiyor. O esnada eski eşiyle tanışıyor ve hızlı bir karar alma sürecinden sonra evleniyor.

Bundan sonrası zor ve inişli ve çıkışlı bir süreç oluyor. Kendine dönük, bencil bir erkek. Yurtdışında olmanın yalnızlığı. Mesleğini icra edememek. İki çocuk (biri İngiltere biri Amerika’da doğuyor). Yalnız başına evi ve çocuklarının sorumluluğunu yükleniyor, ilgisiz ve uzak ve buna rağmen kıskanç bir eş. O dönemlerin kendisine kazandırdığı tek olumlu şeyin kültürel anlamda esneklik kazanması ve pek çok farklı kültürden arkadaşının olması olduğunu söylüyor.

İzmire dönüyor,ekonomik kriz ardından eşiyle birlikte geri yurtdışına dönüyor. Birkaç başarısız girişimin ardından boşanıyor. Tekrar İzmire dönüyor. İki erkek çocuğunu tek başına büyütüyor. Bu arada eşinin kendisini arkadaşıyla aldattığını öğreniyor bunu atlatması uzun sürüyor. Arkadaşlık ilişkilerini sorguluyor. Kendisinin ailevi ve arkadaşlık ilişkileri güçlü bir kadın ve buna çok değer veriyor. 

Ve kendi hayatını tekrar eline alıyor. Sözleşmeli İngilizce öğretmenliği yapıyor, mesleki yeterlilik kurslarına katılıyor, iş güvenliği uzmanı sertifikası alıyor, bir aile işletmesini yeniden ayağa kaldırıyor, hem mesleki eğitim veriyor, hem de fabrikada mühendislik yapıyor. 

Çok okuyor, kadınların ağırlıkta olduğu bir kitap kulüpleri var. Bendir kursuna, folklora gidiyor, elişi yapıyor. TV izlemeyeli çok uzun zaman olmuş. 

Pek çok kadın gibi kendini hem ev içinde hem de toplumsal alanda yeniden ve yeniden inşa ediyor. 

Çok pozitif, espritüel ve zeki bir kadın. Çok içten bir kahkahası var.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook