WEB_ZEMIN_fıltre_ORJ_.jpg

 “Cezaevinde biz koğuşlara girebiliyorduk..babam mandolin gönderiyodu, kitap gönderiyodu.”

“Karadeniz’i mahvettiler. Biz en güzel zamanlarını yaşadık, hani keyfine vara vara yaşadık…Bu yapılaşma, betonlaşma mahvediyor her şeyi.”

 “Patronlar artık çok rahat davranabileceğini zannediyolar, hani sen ses çıkartmıyosun, istediği gibi davranıyo, sana istediği gibi hitap edebileceğini zannediyo.”

“Korona bittikten sonra öyle içelim sokaklarda, sarhoş olalım, bayılalım kalalım orda, kimse bizi kaldırmasın bile.”

“Ben siyaseti hayat olarak görüyorum, hayatın her yerinde siyaset var, elektrik faturası, bir çocuğun ölmesi, kirayı ödeyememem, taciz..hepsi siyasetin içinde bunların. Ama fark ettim ki Kürtler için hayat, siyaset, onlar da tam tersi görüyolar

“Dayanışmanın, örgütlü olmanın gücünü gördüm. Örgütlü olmanın dayanışması daha farklıymış, onu gördüm.”

“Köylerde dereler kurudu…Şimdi o HES’lerin yapıldığı yerler kurudu kaldı öyle.”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

18 Mayıs 2020 günü çevrimiçi görüşme yapıldı.

40 yaşında bekâr/hiç evlenmemiş,  muhasebe, yönetici asistanlığı gibi işleri yapmış ancak görüşme anında 2 yıldır işsizdi. Denizli doğumlu, aslen Artvin’li. Lise mezunu, bir partinin yerel biriminin yöneticisi

Pandemi nedeniyle görüşmeci ile çevrimiçi görüşme yaptım. O, bir binanın bahçeye açılan katında oturduğu için görüşme boyunca bahçesindeydi ve rahat bir koltukta oturuyor gibiydi. Ben ise evin içinde ve dolayısıyla kapalı bir mekânda olduğum için görüşmecinin rahatlığına elbette özendim ve görüşme boyunca bahçede görüşme yapabilmiş olmayı düşündüm ve istedim. Bunu istememin nedenlerinden biri de –belki de en önemlisi- bahçede karşılıklı yüz yüze bir görüşmenin daha iyi geçebileceğine, sohbetin daha koyu olabileceğine olan hissiyatım. Sanki görüşmeci araya ekran girdiği için bir miktar formel bir engel yaşadı ve esasında fiziken yaşadığı rahatlığı görüşmeye yansıtamadı. Görüşmecinin kendisiyle ilgili açıklık çabasına rağmen sohbetin akışında görüşme yapan kişi olarak ben fazlaca inisiyatif alamadım ve hikaye bir miktar geçmişin belli anlarına ara ara dönme, oraları anlatma şeklinde aktarıldı. Dolayısıyla dönemsel geçişler hikâyede bazen hızlı oldu, zamansal sıçramalar yaşandı. Görüşmecinin hikâyesinde mesken tuttuğu yerlerin çokluğu ve fazlaca taşınma ve iş değiştirme deneyimi de hikâyenin dönemsel takibini, sıralamasını benim açımdan zorlaştırdı. Bir başka ifadeyle, görüşmecinin fazlaca yer/kent değiştirme deneyimi; çocukluk, ilk gençlik, yetişkinlik gibi dönemlerinin de çoklu deneyimlerle yaşanmasının önünü açmış ve anlatı oluştururken de görece doğrusal bir zamanı takip etmeyi zorlaştırıyor. Buna rağmen özellikle babasının cezaevi, annesinin sürgün deneyimi, yaşadıkları kentler arasında yaptığı karşılaştırmalar, kendi politikleşme süreci, HES’ler, Sarp Sınır Kapısı, işyeri deneyimleri ile hikâyesi bize çok şey anlatıyor. Ankara’nın şimdiki hali ile eski halini karşılaştırması, keza Artvin’in eski ve yeni halini anlatması; İstanbul’un yakın zamanda Türkiye’nin kentlerinde ve dolayısıyla insanların hayatlarında yaşanan değişimi-dönüşümü ifade etmesi açısından dikkat çekici. Görüşmecinin rahatlığı ve kendinden eminliği bu süreçleri anlatırken kullandığı ifadelerin sadeliğine de yansıyor. Görüşmecinin hikâyesi her ne kadar çoklu mekân ve zamanları içerse de esasen bir Karadeniz hikâyesi.   

Babası uzun yıllar siyasi nedenlerle cezaevinde kalmış, annesi ise memuriyeti nedeniyle sürekli sürgün yemiş birisi. Babasının cezaevi süreci ile politik kişiliğinin; annesinin ise sürgün süreci ile sosyal kişiliğinin görüşmecinin hikâyesinin asıl referans çerçevesi olduğunu anlıyorum. Bu süreçlerin ve özelliklerin, kişiliğinin oluşmasında ve siyasallaşmasındaki etkisi büyük. Bir ablası var ve en yakın dostu, yoldaşı aynı zamanda. Görüşmeci, hikâyesini anlatırken 80’li yılların sonundan itibaren yaşanan cezaevi koşulları ile ilgili aklında kalanları anlatıyor ve böylelikle içinde bulunduğumuz zamanın cezaevi koşullarıyla karşılaştırma olanağı sunduğu için de ayrıca önemli değinmelerde bulunmuş oluyor. Görüşmecinin hikâyesinin bizlere anlattığı bir başka boyut, işyerlerinde yaşananlara ilişkin yani çalışan bir kadın olmaya dair yaşananlar. Çokça iş ve işyeri değişikliği yapan görüşmecinin anlattıkları, işyerinde kadınların yaşadıkları mobbing ve tacizin özellikle son yıllarda rutinleştiğini/sıradanlaştığını gösteriyor. 

Görüşmeciden hikâyesini anlatan fotoğraf istediğimde, eşyalarının çok dağınık olduğunu ve şu an yaşadığı yerde olmadığını söyledi. Çok fazla kent ve ev değişikliği nedeniyle, geçmişe ait eşyası yok elinde ya da oturduğu evle ilgili hikâyesinin izlerini bulabilecek bir yer olarak da hissetmiyor. Yine bir göçebe hali varmış gibi. 

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook