“Öksüz olduğum için çocukluğumu ben iyi geçirmedim ama köyümüzün şartları çok iyiydi.” 

“Babam önce anneme çok şiddet uygulamış. Analığıma da uyguladı ama analığım çok edepsizdi, baş gelemedi analığımla. ” 

“İlkokulu bi önlüğünle beş sene okudum. Kalem defter de bi arkadaşımın ailesi Almanya’daydı, çoğunu o karşıladı, öyle imkanımız da yoktu yani.” 

“Biz akşam 7 haberlerini dinlerken, o Çorum olaylarının olup da yakınımızı kaybettiğimizi haberlerden duymuştuk ilk gece..isim olarak, isimleri verildiğinde.” 

“15 Temmuz’da olan gece benim mesela hemen Çorum olayları aklıma geldi ki yine ikicilik olacak diye geldi aklıma yani.” 

“Gelin oldum, eşim de göndermedi. Ne nakış tikişe ne işe. ‘Bayanlar çalışmaz, çalışan bayanlar kötü olur’. Erkeklerin gözünde öyle görünüyor.” 

“O zaman inşaat da iyiydi yani. Bir ayda bir ay ya boşları olurdu ya hiç olmazdı. Ama şimdi inşaat da öldü, herkes de eşini işe gönderiyo yani.” 

“Eşimin bi huyu vardı: öğlen pişirdiğim yemeği akşam hayatta yemezdi.”

“Önceki aklım olsaydı, ben böyle çevreyi görmüş olsaydım ben gızıken çalışıp hiç evlenmeyi düşünmezdim.” 

“Şimdik herkes çalışıyo. Tabii bayanların çalışması da bu erkeklerin işine geldi, erkekler daha güzel yatıyo yani.” 

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1955 Çorum’un bir Alevi köyünde doğmuş. Gülerek “ilkokulu zor bitirdim” diyor. 3 yaşındayken annesini kaybediyor. Babadan bir anneden ayrı 7 kardeşler. Babası Ankara’daki pek çok Çorumlu gibi inşaat işleriyle uğraşıyormuş. Kocası da aynı işlerde çalışıyor. 2 çocuğu var, ikisi de üniversite mezunu. 1 tane de torunu var. 

 

1982 yılına kadar köydeymiş. Çok severek anlatıyor köyünü ve köyde zamanında yaşanan dayanışma ilişkilerinden övgüyle bahsediyor. Şimdilerde ilişkiler yine aynı, değişiklik olmamış olmasına ama kalan hane sayısı çok azmış. Köydeyken sürekli bağ bahçe, tarla işleriyle uğraşıyor. 

 

82 yılında yakın köylülerinin de yaşadığı Ankara’nın Mamak ilçesine göç ediyorlar ve bir gecekonduda yaşamaya başlıyorlar. 85 yılında nişanlanıyor ve bir yıl sonra da evleniyor. Önceleri ne abisi ne de eşi çalışmasına izin veriyor. Ancak erkeklerin çalıştıkları inşaat işleri giderek kötüleşmeye başlayınca artık çalışmasına izin veriyor eşi. Mecbur diyor. 80’li yıllarda Ankara’nın gecekondulaşma sürecini, komşuluk ilişkilerini, gecekonduda yaşamanın özellikle kadınlar açısından zorluklarını ve dayanışmayı anlatıyor. Bizin Hikâyemiz’in pek çok anlatısında olduğu gibi “komşu kadının” emeği çok bu hikâyede de. Kadınlar oldukça esaslı bir yerden bağ kuruyorlar birbirleriyle, en kötü zamanlarda. 

 

Çocukların dershane, okul masrafları sıkıştırmaya; inşaat işleri de azalmaya başlayınca çalışma hayatı başlıyor. Çalışmaya başladıktan sonra Alevi ve Kürt olmaktan dolayı ayrımcılığa uğramış hep. Çalıştığı yerlerde hor görülmüş. Oldukça uzun çalışma saatlerine rağmen çalışıyor olmanın olumlu yanlarından da bahsediyor. Kadınların çalışmasının nedenleri, ilişkilerdeki yansıması ve yoksulluk var anlatıda. Gelecekten bir beklentisi yok. “Daha kötü olmasın da iyi olmasını beklemiyorum” diyor. 

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook