“Benim için baba figürü daha çok harçlık alınan insan figürüydü...Bişeyleri danışmak, konuşmak ya da izin almak gibi şeyler hep annemden sorulurdu.” 

“Ben 4 yaşında demişim ki ‘benim adım Ali, ben erkeğim, küçük de bi pipim var, ayrıca da sarışınım.’ Yani tamamen olduğu şeyi reddeden ve olmadığı şeyi söyleyen bir çocuk.” 

“Ben 4 yaşında demişim ki ‘benim adım Ali, ben erkeğim, küçük de bi pipim var, ayrıca da sarışınım.’ Yani tamamen olduğu şeyi reddeden ve olmadığı şeyi söyleyen bir çocuk.” 

“Bir sünnet düğününe gittiğimizde babamın bana sünnet sahnesini izletmesi ve ‘sen erkeksen sana da bu olacak’ şeklinde..ondan sonra bir daha benim ağzımdan ‘ben erkeğim’ lafı çıkmıyor tabii.”

“Her ne kadar ‘ben kız çocuğuyum’ olsa da bir erkek Fatma gibi hayatıma devam ettim. Sadece neyi söylememem gerektiğini öğrenmiştim belki.” 

“Kendimi keşfediyor olmak bi kere benim için çok önemliydi. Benim gibi hisseden başkaları var..işte ben onlarla konuşuyorum. Hani hazine bulmuşum gibi mutluydum.” 

“Feminist olduğum için belki de lezbiyenliğimi keşfetmem daha politik bir kanaldan geçti.” 

“Annem kapıdan çıkarken, ama surat bembeyaz şekilde, böyle iki omuzumdan tuttu elleriyle: ‘kızım n’olur lezbiyen olma’ dedi.” 

“Homofobi bir hastalık ve herkes yenemiyor, homofobik insanlar hala var. Akademide de var ve homofobilerini sırf ayıplanmamak için gizlediklerini düşünüyorum.” 

“Cinsel yönelimini keşfetmek, kendin gibi insanları bulmak, bununla barışmak, bunun mücadelesini vermek..evet çok zordu 20 yıl önce. Ama zor olduğu kadar da değerliydi.” 

“Adresini değiştiren, adresini artık açık hale getirmeyen, dışarıya açık etkinliklerini yapamayan derneklere dönüştük bir şekilde. Çünkü hükümetin alenen kışkırttığı bir şiddet var.” 

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1980 Diyarbakır doğumlu ancak beş aylıkken Bartın’a taşınıyorlar. Baba asker olduğu için sık sık şehir değiştiriyorlar. Çocukluk askeri lojmanlarda geçiyor. Mutsuz bir çocukluk değil ama mutluluğu daha çok lojmandaki yasakları deliyor olduğu için yaşamış. 1993’ten itibaren Ankara’da. Aile ilişkileri hep mesafeli olmuş ve aslında bundan da memnun. Ayaklarının üzerinde durabilmesinin ardalanlarından biri olarak gördüğünü anlıyorum. 

 

4 yaşındayken bir süre şu cümleyi tekrarlıyor: ‘benim adım Ali, ben erkeğim, küçük de bi pipim var, ayrıca da sarışınım.’ Yani tamamen olduğu şeyi reddeden bir çocuk oluyor. Psikologlara götürülüyor ve etek giymeye çalıştırılıyor ama reddediyor. Sonunda baba sünnet sahnesini izletince söylediği şeyleri söylememeyi öğreniyor. Saçlarını uzatmayı, evcilik oynamayı, bebeklerle oynamayı sevmeyen, futbol oynayan, karate yapıp erkek çocuklarını döven bir çocuk olmuş hep. 

 

Çok sevdiği bir ablasından taşınma ile birlikte uzak kalışını ve regl olma sürecini hayatının önemli dönümleri olarak ifade ediyor. Kız çocuklarının yaptıkları şeylerden hoşlanmayan bir çocuğun regl olunca tepkisi farklı olmuş ve regl olmak ya da memelerinin büyüdüğünü görmek hoşuna gitmiş. Aslında kendi bedenini ve bedenine bakmayı sevmeye başladığını anlıyorum söylediklerinden. Ve artık regl ile birlikte kendisine erkek Fatma denmesinden rahatsız olmaya ve ‘ben kızım’ demeye  başlıyor. Bu aynı zamanda feminist bilincinin de oturmaya başladığı zamanlar. Erkeklerin yaptığı şeyleri yapmak neden erkek Fatmalık olsun ki?.. Lise yıllarında ise “farkında olmadan bastırdığı şey  açığa çıkıyor” ve dershaneden bir kıza normalde erkeklere karşı hissetmesi gerektiği söylenen duyguları hissettiğini fark ediyor. Ama bunu adlandıramıyor da. Sonrasında akışına bırakıyor hissettiklerini. Sonrasında üniversite yıllarında bir erkek sevgilisi olduktan sonra sorularına daha net yanıtlar vermeye başlıyor. Ve artık lezbiyenlik, bisekseüellik üzerine düşünmeye, daha açık bir şekilde merak etmeye başlıyor. Ödev vesilesiyle Kaos GL ve Sapphonun Kızları ile tanışıyor ve yeni bir yaşam başlıyor onun için. Ödev sonunda ise artık lezbiyen femisnist grup Sapphonun Kızları üyesi oluyor. Ve o andan sonra lezbiyenlik/eşcinsellik üzerine broşürleri her fırsatta görüşüp konuştuğu kişi ile paylaşmaya, kendi deyişiyle “militan lezbiyen” bir dönem yaşamaya başlıyor. Feminist olduğu için lezbiyenliğini keşfetmesinin daha politik bir kanaldan geçtiğini düşünüyor. Ve esasında ikisinin birbirini beslediğine inanıyor. 

 

Lezbiyenliğini “keşfetmesinin” ardından artık örgütlü feminist bir lezbiyen olarak politikleşmeye ve aynı zamanda toplumsal ilişkilerini de daha açık bir şekilde yaşamaya başlıyor. En sıkıntılı ve daha uzun süren kısım ise aile tarafında yaşanıyor. Ancak onun da yine cesaretiyle ve açıklığıyla üstesinden gelebiliyor. Ve sonrasında hikâye yine güçlü yanıyla devam ediyor ve toplumsal hayatın tüm kabullerini yıkan feminist bir kadının sesini güçlü bir şekilde duyuyoruz anlatıda...

 

Hikâyede sivil toplum alanında örgütlü olma hali ile projeler ve gönüllülük çelişkisinin yarattığı ağırlık da içtenlikle anlatılıyor. Profesyonel olarak yurtdışı eğitim danışmanlığı ve aynı zamanda masaj terapistliği yapıyor. 

 

Hikâye eski Ankara ve yeni Ankara ile ilgili ayrıntıları da içermesi nedeniyle bir kent dokusunu da kulaklarımıza sesleniyor...Sokak, güven, yürümek, tedirginlik, arkadaşlık ve daha pek çok şey anlatının Ankara’sında..

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook