“İlkokulda bir öğretmenimiz vardı. Biz Aleviyiz diye ayrım yapardı..o aklımdan çıkmaz hiç. Devamlı bize kötü davranırdı. Başka da bişey yok hatırladığım, ilkokulda.” 

“Okul güzeldi de ben şey etmedim işte, okusaydım keşke. Ben aşık olmadım da bağa aşık olan gocam, o beni okutmadı işte.” 

“Ne dediysem bırakmadı peşimi. Sonra da işte gönlümüzü ettiler zaar ki evlendik.”

“ 9 yıl, 10 yıldır evliydik ki gaza yaptı, gaza yapınca da heç bilmedi, 7 ay gomada galdı, 7 ay sonra da galkamadı zaten...6-7 sene bişey hatırlamadı.”

“Doğum yapacana acı çekiyon ama doğum yaptıktan sonra güzel oluyo işte, seviyon.” 

“5 sene çocuk olmadı. Gaynanam, görümcem dedi ki artık evlensin, erkek çocuğu yoktur, gızla mı galıcı. Bir gızla soyu gurur, illa erkek çocuğu olacak, biz everirik.”

“5 sene sonra hamile galdım. Her sene bir tane gurban keserdi erkek oldu diye.” 

“Şehrin gelişmesi iyi ama gerikafalılıkları aynı.”

“Şimdi Suriyeliler çok burda, Suriyeliler doldu. Sen zanneden ki bizim memleketimiz değil, burası Suriyeliler’in.”

“Bi yere serbest şey edemiyon, korkuyon da bu Suriyeliler’den, ne edecekleri de belli de olmuyo...Hiç de böyle..gelmiş de sığınık gibi değiller, bizden rahat yaşıyolar.” 

“Ben beni bildim bileli gadınlar hep ezilen...Bi de okumayan gadınlar var ya daha kötü. Okumayan gadınlar gocasının dilencisi gibi aynı.

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

64 yaşında, 4 çocuğu var. İlkokul mezunu. Maraş’tan Antep’e göç etmişler. Köyle bağlantıları önceden beri oldukça güçlü – Antep hikâyelerinin çoğunda olduğu gibi. Eşini yıllar önce kaybetmiş. Ev kadını. Kocası tüccarlık yapıyormuş ve eve üç dört günde bir gelir, geldiğinde de evle, çocuklarla ilgilenmezmiş. Kocasının geçirdiği trafik kazasından sonra yıllarca onun bakımını üstlendiği için bir işte çalışmamış. Hastane sürecinde ve kocasının bakımıyla geçirilen zaman hikâyenin büyük kısmını kaplıyor. Belki de bu nedenledir ki çocukluğunu sorduğumda hızlıca geçerek evlenme kısmına geldi. Kocasının kazasından sonra yıllarca başka kentlere tedaviye gidilmiş. Kocası kaza geçirdiğinde 28 yaşında olan ve esasında o yaştan sonraki yıllarını yani gençlik yıllarını bir süre yatalak olan, sonra da kendi deyişiyle “aklı gidip gelen” kocasıyla geçen bir kadının hikâyesine kulak veriyoruz. Bu ağır dönem hikâyede o kadar yer kaplıyor ve insanın o denli verimli zamanlar geçirebileceği yılları kaplıyor ki hikâyede en detaylı ve uzun anlatılan, hatırlanan kısım burası oluyor; diğer kısımlar, yanıtlar hep eksiltili, hatırlanamayan, etkisini yitiren haline geliyor. Bu nedenle görüşme, yaptığım diğer görüşmelerin çoğuna göre oldukça kısa ancak “kısalığı” hikâyenin ağırlığını daha çok hissettirdi bana, “geçen” zamanın, erkek çocuk doğurdu diye her yıl kesilen kurbanın ve yalnız ve oldukça zor geçen doğum zamanlarının ağırlığı kaldı. 

 

Diğer Antep hikâyeleri gibi bu hikâyede de bol bol Suriyeliler var. Halkların nasıl birbine düşmanlaştırıldığının sözleri, güvensizlik, öfke var..

 

Başlıbaşına kadın olmaktan kaynaklı yaşanan deneyimlerin yanında salgının etkileri, göç, Antep’in dönüşümünün anlatılması nedeniyle hikâye bir memleket hikâyesi olarak da duyulmaya değer.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook