“Köyümüzde kız çocukları çok okutulmazdı ilkokuldan sonra.” 

“Bizim köyümüz Alevi köyüydü, yan tarafımız Sünni köyü. Ama yaşam tarzları tamamen aynıydı...Kadın tam olarak bir köle.” 

“Net hafızamda. Babaannem dedemden dayak yerdi sürekli mesela nine olmuş yaşta.” 

“Erkekler daha bireysel varlıklar olduğu için eğitimli de olsa çevresinde gördükleri şeylere çok müdahil olmuyolar.”

“Tabii ki kadınların eğitim almasının değişimde çok etkisi var. En azından eşlerimizi kendimiz seçmeye başladık.” 

“Ben 6 yıl okula gittim ama annem bir gün bile okula gelmedi...annem okula gitmeye çekinirdi. Hani köyde yetişmiş bir kadın, hani ne diyicem, ne söylicem gibi..”

“Eskiden kızları biraz büyümüşse anneler hiçbir iş yapmazdı...o yüzden benim annem de çok erken yaşta emekliye ayrıldı yani.” 

“Biz üç kız kardeş tamamiyle kendi sorumluluklarını alan, kendi işini yapmaya çalışan, kendine yetebilen insanlar olarak yetiştik. Ama erkek kardeşim öyle yetişmedi. Çünkü onun yerine annem, babam hep bişeyleri yaptı.” 

“Bizim de kabullenmemiz bir yılı buldu..tüp bebek yapalım mı yapmayalım mı..çünkü toplumda ciddi bir önyargı vardı.” 

“Aylarca ben, ben olmaktan çıktım. Aylarca değil, 3 yıl. İkiz çocukla çok zordu.” 

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1976 Antep doğumlu. 4 kardeşler. Öğretmen. 2 çocuğu var. 10 yaşına kadar köyde yaşıyor ve çocukluğunu bir köy çocuğu gibi geçiriyor. 12-13 kişilik kalabalık bir ailede büyüyor. Güzel bir çocukluk, birleştirilmiş sınıfta okuyor. 10 yaşından sonra şehirde bir gecekondu mahallesine göç ediyorlar. 

 

Pek çok hikâyenin aksine ilkokul öğretmeninin olumlu etkisini hatta hayatını değiştirdiğini anlatıyor. Köyde kız çocukları okutulmazken öğretmen tayini çıksa da elini görüşmecimizin üzerinden ayırmıyor ve okuması için uzaktan mektuplar gönderiyor muhtara. Böylece ilkokuldan sonra okumaya devam edebiliyor öğretmeni sayesinde. Çocukluğunun geçtiği köy yaşamına ilişkin anıları oldukça detaylı ve erkek egemen kültüre ilişkin anlattıkları, verdiği örnekler birebir yaşanmışlıklardan..4-5 yaşlarından itibaren köyde bağ-bostan işlerinde çalışmış. 

 

Kız çocuklarının okumasının güçlendirici etkisi o kadar güzel ifade ediliyor ki..hani geçmişten bugüne değişimin kaynağı yine kadınların mücadelesinde, çabasında, okumak için isyan etmesinde görülüyor. Kız ve erkek çocukları arasındaki ayrımın varlığı deneyimlerle birlikte yer alıyor hikâyede. Ve inadından üniversiteye giden bir kadının sözleri. Kendisinin isyanıyla annesinin fedakarlığı ve isyanına desteği onun üniversiteye gitmesine ve sonrasında öğretmen olmasına neden oluyor. 

 

Evlendikten sonra istemesine rağmen 7 yıl çocuğu olmuyor. Sonrasında uzun bir tedavi süreci başlıyor. En sonunda tüp bebek yoluyla ikiz çocukları oluyor. Ancak tedavi süreci oldukça yıpratıcı ve anlatıdaki detaylarıyla birlikte bu süreç gerçekten dinlemeye değer.. hem maddi hem de psikolojik ve fiziki sağlık açısından oldukça ağır geçen bir süreç ve yıpratıcı bir deneyim. 

 

Antep’e, öğretmenlik deneyimine ilişkin anlattıkları, kentteki ve okullardaki dönüşüme ilişkin detaylar yine dikkat çekici. Hikâyenin en büyük özelliği belki de deneyimlerin ayrıntılarının bolluğundan geliyor. 

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook