“Hiçbir şey için geç değil, her şeye yeniden sıfırdan başlayabilir insan, yaşın kaç olursa olsun.”
 

 “Çocukluğum İzmir’e gelince tamamen bitti, çalışıyordum. … Ergenlik olmadı, bilmedim, yaşamadım.” 

“Kadın olarak çalışırken, erkeklerin içinde, sürekli dışlanırdım. En büyük dışlanma nedenlerimden biri de benim kimliğimdi, benim dilimdi. Kürt olduğum için, doğulu olduğum için dışlanırdım.”

“Yaptığın bir işte erkek sürekli böyle tepende; sürekli seni gözetleyen; sürekli sana bakan; gidip gelip sana laf sokan. … Böyle erkeklerle çalışmak.”

“İzmir’i hiç sevemedim. …. o yaşadıklarımızdan dolayıdır diye düşünüyorum; belki de dışlandığımız içindir; istenmediğimiz içindir.” 

“Evliliği kim icat etmiş, gerçekten kim çıkarmış …  yapışıp kalıyor sana, kurtul kurtulabilirsen!”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

Görüşmeyi 9 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirdik. Akşam saat 8 gibi Alsancak’a görüşmecinin çalıştığı kafeye gittim. Beraber çıktık. Önce İzban’a sonra otobüse binerek evine gittik. Bizi kızı ve kedileri karşıladı. İş sonrası yorgunluğuna rağmen, görüşmecim pratik bir şekilde çok özenli bir sofra hazırladı. Biber dolması ve taze fasulye çok lezzetliydi. Üçümüz bir süre tatlı bir sohbete daldık. Sonra pencere kenarına geçtik, görüşmemize başladık. Sigaralarımız, çaylarımız ve pencereden gelen sokak sesleri bize eşlik etti.  

 

Görüşmeci 50 yaşında. 1984’te ailesiyle birlikte Bingöl’den İzmir’e göç etmiş. Çok istemesine rağmen, annesi ve babası onu okula göndermemiş. Sık sık arkadaşlarının yanına, okula kaçıyormuş. Okumayı ve yazmayı okula kaçarak öğrenmiş. Yıllar sonra kızı ortaokula giderken Halk Eğitim Merkezi’nden diplomasını da alabilmiş. İzmir’e göç etme fikrinin onu çok sevindirdiğini çünkü okula gitmeyi umduğunu hatırlıyor. Ancak umut ettiği gibi olmamış. Hem evde ev işleri yapmaya devam etmiş, hem de tekstilde çalışmaya başlamış. 19 yaşında, istemediği halde, anne ve babasının isteği ile evlenmek zorunda kalmış. Yirmi beş yıl sonra evi terk etmiş. Boşanmak istiyor. Evden ayrıldığı ve boşanmak istediği için eşi onu öldürmekle tehdit ediyor, bu yüzden dava açamıyor. Yine de vazgeçmiyor, hayatına devam ediyor. Sözle ifade etmese de bir gün boşanacağına dair umudu olduğunu seziyorum. 

 

Hayatının her alanında direngen olmayı başaran bir kadının hikayesini dinlediğimi fark ediyorum. Hayranlıkla dinliyorum. Kızı tacize uğradığında susmadığını, unutmuş gibi yapmadığını kök ailesini dahi karşısına almaktan çekinmediğini söylüyor. Erkek yoğunluklu işkollarında çalışırken kadın olduğu için, Kürt olduğu için ayrımcılıkla karşılaştığını anlatıyor. Deneyimi, işyerindeki cinsiyetçi ve ayrımcı ideolojinin emek sürecindeki görünüm biçimlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Komşuları, apartmana yeni taşınan Alevi komşularını dışladığında, onlara nasıl sahip çıktığını dinliyorum. Anılarını paylaşırken bir noktada öfkesini ve kırgınlığını şöyle ifade ediyor: “Ben Ermeniyim; ben Aleviyim; ben Kürdüm; ben hepsiyim, ne yapacan?” Bu hikaye, unutmayan, susmayan, mücadele etmekten ve gerekirse yeniden, sıfırdan başlamaktan imtina etmeyen bir kadının hikayesi.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook