“Bazen yorgunluktan uyuyamıyorum.”

 

“Benimle aynı yaşta olan kadına ben hizmet ediyorum, diyorum ki onunla benim aramdaki fark ne, o da kadın.”

 

​​”İş biterse hayat bitmiş demektir”

​​ 

“Kavga gürültü hiç bitmez, Teksas gibi burası.”

 

“Zengine, hayırlı olsun;  fakire, nerden buldun!”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Deşifre

Fotoğraflar

Görüşme Notu

Görüşmecimle telefonla haberleştik, konum ve ulaşım bilgilerini aldım. Çankaya’dan 42 nolu otobüse biniyorum. 42’nin esprisini ve görüşmecinin hayatındaki önemini görüşmeyi dinleyenler anlayacaktır. Otobüs uzunca yokuşlu bir yolu tırmandıktan sonra, navigasyonla konumu takip ederek otobüsten iniyorum. Fakat  her zamanki gibi yanlış durakta inmişim. Biraz yürüyorum. 

Burası İzmir’de emekçi nüfusun yaşadığı eski ve bilindik mahallelerden biri. Adı mahalle olsa da aslında oldukça geniş bir yerleşim alanı, artık mahalle olmayan eski bir mahalle. Tepedeyiz, arkamı dönüyorum, körfez manzarası ile karşılaşıyorum, bir süre bakıyorum. 3 katlı bir eve yaklaşıyorum. Görüşmecimin küçük oğlu arkadaşı ile dışarıda oyun oynuyor. Sonra annesine benim geldiğimi haber veriyor.

Görüşmeye başlıyoruz, çaylarımız, kahvelerimiz, sigaralarımız bize eşlik ediyor. Mutfak masasında oturuyoruz. Görüşmecim hem soruları yanıtlıyor hem de akşam yemeğine hazırlık yapıyor.

44 yaşında, doğma büyüme İzmir Kemalpaşalı. Evli, iki çocuğu var. Evlendikten sonra İzmir’e, şehir merkezine geliyor. Annesi ve babası 1975’te Erzurum’dan göç etmişler. Maddi zorluklar, hevessizlik ve belki etrafında onu yönlendirecek biri olmadığı için ilkokuldan sonra okula devam etmediğini söylüyor, buna biraz hayıflanıyor. Kemalpaşa’da iken, ailesiyle birlikte kendilerine ait bağ, bahçe hayvancılık işlerinde çalışmış. Bir süre tütün fabrikasında, bir büfede ve evlenmeden önce bir sene kadar da ayakkabı fabrikasından çalışmış. Bir yıldır bir tekstil fabrikasında temizlik işlerine bakıyor. Çalışmadan önce çok daha içine kapanık, mutsuz her şeyden şüphe duyan biri olduğunu; evdeyken hayata küstüğünü anlatıyor. Bir de ev kadınlığı ile ilgili şunu söylüyor: “Evde oturunca kimse bize maaş vermiyor, boş amelesin yani, parasız amele çalışıyorsun ama emeğinin hiçbir karşılığı yok.”

Eşiyle evlilik hikayesini anlatırken, yüzünden tebessüm eksik olmuyor. Bazen hüzünleniyor, geçmişi düşününce “ben kendi hayatımı kendim yaşasaydım, birileri müdahale etmeseydi, çok farklı biri olabilirdim” diyor.

Görüşmemiz bitiyor. Görüşmecimin eşi geliyor eve, elinde bir kutu yaş pasta. Büyük oğullarının doğum gününü kutlayacaklar. Beni de davet ediyorlar ama saat ilerlemiş. 42 nolu otobüsü beklemek üzere, vedalaşıp çıkıyorum.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook