WEB_ZEMIN_fıltre_ORJ_.jpg

“1979 Haziran’ından 1983 haziranına 11 ev değiştirmişiz”

“Devrim yolu serttir, engebelidir, ne olacak yani, hepimiz inanıyorduk”

“Benim bunları öğrenmem için feminist olmam gerekiyordu”

“Hayallerim hep mücadele ilgili, kendime ait bir hayalim yok”

“Ben okuyarak Feminist oldum”

Ses Kaydı

00:00 / 01:04

Fotoğraflar

Görüşme Notu

1959 Diyarbakır doğumlu. Yedi kardeşin en küçüğü, baba öğretmen, anne ev hanımı. Evin en büyük çocuğu üniversiteyi kazanınca o yedi yaşındayken İstanbul’a geliyorlar. Pek çok görüşülen  gibi onun da çocukluğu güzel bir çocukluk, okul yılları da öyle.

Çalışkan, çok başarılı bir eğitim hayatı var. 15 yaşında politikleşiyor ve ardından ilk 300’e girerek kazandığı Tıp Fakültesini ikinci sınıfta bırakarak fabrikalarda çalışmaya başlıyor. Çünkü devrimci süreç bunu gerektiriyor ve 19 yaşında evleniyor. 

 

16 yaşında ilk gözaltıyı yaşıyor, hiç korkmuyor sadece babasından korkuyor, akşam yemeğine yetişemezse diye. Bunu da benzer biçimde dile getiren arkadaşlar oldu. O dönem benim de en korktuğum şey buydu. Birbirimizi anlıyoruz.

 

Daha sonra pek çok kez tutuklanmalar, içeride geçen süreler ve tabii 12 Eylül’de alındığında işkence birbirini izliyor. Bu da benzer hikâyelerin ortak deneyimi olarak karşımıza çıkacak.

İçeride sivillerle beraber yatarken ensest vakasıyla karşılaşma da benzer deneyimlerde olan başka anlatıda da karşımıza çıkmıştı.

 

1980 sonrası yani 12 Eylül’den sonra ülke de her şey de değişiyor, mücadelenin biçimi de içeriği de. Feminist mücadelenin 80’sonrası canlanması ve kat ettiği yolları bu öyküyle beraber takip edebiliyoruz ve tabii insan hakları mücadelesini ve sosyalist mücadeleyi de.

 

1976’dan 2018’e gözaltıların ve tutuklanmaların değişim ve dönüşümüne polisin tavrından mücadele edenlerin insan hakları algısının değişimine bir izleği de çarpıcı olarak aktarıyor.

Görüşme Tül Akbal Süalp tarafından, 15.05.2020 tarihinde yapılmıştır.

  • YouTube
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook